Yaşar Kemal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yaşar Kemal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Eylül 2009 Pazar

Ölmez Otu


YAZAR: Yaşar Kemal

Alıntı:
...Hırsızlık... Dünyada hırsız olmayan hiçbir mahlukat yok. Hırsızlık başkadır. Taşbaşoğlu Efendimiz bile azılı, azgın hırsızın birisi Bizim adımız hırsıza çıkmış. Sinekler, balıklar, solucanlar, kartallar, güzel gözlü cerenler, kurtlar, karıncalar, her şey, herkes hırsız şu dünyada bre akılsız Uzunca Ali. Herkes hırsız olduğundan dolayı hırsızlık kutsal bir iştir. Hırsızların biri de peygamberler peygamberi Halil İbrahimdir. Halil İbrahim hem bereketin piri, hem de hırsızların. Dinle beni, herkes cehennemde yanacak, hırsızlığı meslek edinmişler doğru cennete. Onun için durma hırsızlık et Ali. Şu şimdiki yapacağımız hırsızlık seni cennete götürecek kutsallıkta mübarek bir hırsızlıktır. Haydi, neredeyse gün ışıyacak. Sana çok söz söylerdim ama, gün ışıyacak...

5 Eylül 2009 Cumartesi

Yer Demir Gök Bakır


YAZAR: Yaşar Kemal

Alıntı:
...Gün kuşuk olmuştu. Fırtına gene sabahki gibiydi ama, köylüler sokaklara dökülmüşler. Evden eve gidip gelmeler, anlatmalar. Dur durak bilmeden Memidiğe yeniden anlattırmalar. Bugün köyün en mutlu günü. Herkes bu hikayenin tadında. İliklerine kadar bu hikayeyi duyuyorlar. Köyün güzel konuşanları, bir, bir daha, bir daha anlatıyorlar. Ocak başında toplananlar, birken üç, üçken beş oluyorlar. Ocak başındaki topluluklar gittikçe çoğalıyor...

30 Ağustos 2009 Pazar

Ortadirek


YAZAR: Yaşar Kemal

Alıntı:
..."Elimdeki yeşilcecik ot, sana diyorum, kimseciklere demiyorum. Üstlerine alınmasınlar. Yeryüzünün süsü, toprağın canısın sen. Doğmaz, ölmezsin, güneşe bulaşır, dağ dağ, düz düz parlarsın. Dünyanın gözüsün. Yeşilcecik ot, benim elim, ayağım tutarken, şu koca yokuşu da çıkmışken ben yürür de giderim. Kimsecikler yerinmesin. Sevinsinler, sırtlarına binecek değilim. Yeşilcecik ot, dur şurada da şu yokuştan aşağı bak. Gözün kararır. Bu yokuşu çıkan, şu düz yolu yürüyemez mi? Ben yürüyorum, sen sağlıcağlan kal, yeşilcecik ot!"...

3 Ağustos 2009 Pazartesi

Sarı Sıcak


YAZAR: Yaşar Kemal

Alıntı:
...Şehirlerin en önemli yerlerinden birisi de çöplükleridir. Çöplüklerin şehirler için gerekli değil, bu kadar önemli olduğu hiç aklınıza geldi mi? Bir büyük şehir çöplüğünü görünceye kadar bunu ben de bilmiyordum. Bir çöplük, bence bir şehir demektir...
...hiçbir şey, hiç kimse İstanbulu çöplükleri kadar anlatamadı bana...
...Bir şehirde ne varsa bir şehrin çöplüğünde de o vardır...

14 Haziran 2009 Pazar

Çakırcalı Efe


YAZAR: Yaşar Kemal

Alıntı:
..."Babam meteliği vururmuş. Ben koskocaman acağı vuramayayazdım. Nasıl vururlar meteliği acaba?"...
...Çakırcalı dağdan indikten sonra, yüzde ne kadar eşkıya varsa dağa çıkmıştı. Çakırcalı dağda iken onlar dağda, yüzde iken onlar yüzde yaşayamazlardı...
...Bir yaşlı geldi Çakırcalının eline yapıştı:
"Oğlum, bir daha bir yerlere kaybolma. Allah seni başımızdan eksik etmesin. Sen gittin de ağalar zor geldi, Osmanlı zor geldi. Gitme oğlum bir yerlere. Serçeler şahin oldu sen gidince."...

1 Haziran 2009 Pazartesi

Hüyükteki Nar Ağacı



Alıntı:
..."Nar ağacı eğer varsa bu ovada, şu yukardaki Torosta, şu aşağıdaki Nur dağında, şu yandaki Gavur dağlarında, şu ötedeki kabarmış gelen ak bulutların altındaki mavi denizin altında, hangi pınarın kıyısındaysa, onun yerini bilir Hasan emmi."...

15 Mayıs 2009 Cuma

Kuşlar da Gitti


YAZAR: Yaşar Kemal

Alıntı:
..."Azat buzat, bizi cennet kapısında gözet!"...

Yılanı Öldürseler


YAZAR: Yaşar Kemal

Alıntı:
...Abbas geldi Esmenin arkasından. Bir daha geldi. Hapisten kaçmıştı. Esme ona yalvardı, git Abbas, diye. Hapise düştün sen. Her şey bitti. Abbas gitmedi. Biribirine bakıştılar kaldılar. Esme, biri görecek bizi, yarın gelsene Abbas, dedi. Abbas çekildi gitti. Elinde yepyeni bir mavzeri vardı. Tepeden tırnağa kadar fişekliklerle donanmıştı Abbas, Esme, Abbas sen dağa çekil, dedi. Abbas dağa çekildi. Abbas Esmenin sevdasından deli oluyordu. Esme de Abbasın sevdasından deli oluyordu. Abbas dağa çekildi gitti. Esme onun ardınca gitmedi. Devrisi gün Abbas gene geldi. Dut ağacının gölgesinde durdu. Öyle dimdik, öyle upuzun duruyordu orada. Ay ışığı vardı, derin. Esme konaktan indi. Kocası Halil uyuyordu. Esme, Abbasın yanına vardı. Git Abbas, dedi, bak çocuğum tam yedi yaşında. Bana acı, dedi. Seni de beni de öldürürler bunlar. Abbas gitmedi. Orada dut ağacının altında, gölgede, ay ışığının derinliğinde dikildi kaldı. Hiç konuşmuyordu. Tüfeği omuzundaydı. Esme, öldürürler git, dedi. Abbas susuyordu...