20 Kasım 2009 Cuma

Uzaktan Aşk

L'amour de loin
YAZAR: Amin Maalouf

Alıntı:
...Şöyle böyle mi? Ne demek istiyorsun "şöyle böyle" derken? Ben gecemi gündüzümü bu şarkıları bestelemeye adıyorum; her notayı, her uyağı ateş sınavından geçiriyorum; ezelden beri orada gökyüzünde asılı duran ve yerini bekleyen o doğru sözcüğü bulana dek yirmi kez, otuz kez soyunup giyiniyorum. Ve sen "şöyle böyle" okuyorsun onları! "Şöyle böyle mırıldanıyorsun!" Zavallı! Zavallı adam! Nasıl böyle ihanet edersin bana, sonra da dostum olduğunu söylersin?...

19 Kasım 2009 Perşembe

Gizliajans


YAZAR: Alper Canıgüz

Alıntı:
..."Sizi en yakın çalışma arkadaşınızla tanıştırayım: Sanem Hanım." Sanem Hanım. Sanem. Evlen benimle Sanem. Kadınım ol benim. Yaşadığım tüm acıları, yaptığım bütün kötlükleri, pişmanlıklarımı, hatalarımı akla. Başına çiçekten taçlar yapayım, sana şiirler yazayım, seni her gece masallar anlatarak uyutayım. Bazı akşamlar DVD'de film seyredelim seninle. Birlikte hüzünlenelim, birlikte gülelim. Sanat galerilerini gezelim. Sen benden daha çok anla modern sanatı. Gördüğümüz eserlerin ne anlama geldiğini açıkla bana, ben başımı sallayayım. Ah ben ne aptalmışım! Nasıl olup da varlığından kuşkuya düşmüşüm? Oysa hayat denen bu yaranın seni bulmak dışında ne anlamı olabilirdi ki? Bak şimdi her şey açık görünüyor oysa. İlk görüşte aşka inanırsın, değil mi Sanem? Evet, çok doğru. Ben de başka türlüsüne inanmam zaten. Biliyor musun Sanem, ben hep seni severim. Her gün daha çok severim. Bak mesela pencerenin önüne bir kuş konar ben seni severim, bir tren yolculuğunda pencereden dışarı bakarken derme çatma bir ev gözüme çarpar ben seni severim, burnuma eskilerden, hangi uzak hatıraya ait olduğunu bir türlü çıkaramadığım bir koku çarpar ben seni severim, kafama kuş sıçar ben yine seni severim...

29 Ekim 2009 Perşembe

Benim Adım Kırmızı


YAZAR: Orhan Pamuk

Alıntı:
...Padişahlarının önünde yarışan iki hekimden biri, çoğu zaman pembe elbiseyle resmedileni, bir fili öldürecek kadar kuvvetli bir zehirden yeşil bir hap yapmış ve öteki hekime, lacivert kaftanlısına vermiş. O da önce zehirli hapı, arkasından da hemen yapıverdiği panzehirli lacivert bir hapı afiyetle yutmuş ve tatlı gülüşünden anlaşılacağı gibi,hiçbir şey olmamış ona. Üstelik şimdi, rakibine ölümü koklatma sırası kendine gelmiş. Ağır ağır hareket ederek, sıranın kendi hamlesinde olmasının tadını çıkararak, bahçeden pembe bir gül koparmış ve dudaklarına yaklaştırıp içine kimsenin işitmediği karanlık bir şiiri fısıldamış. Sonra, kendinden fazlasıyla emin hareketlerle, pembe elbiseli hekime bu gülü koklasın diye uzatmış. Gülün içine fısıldanan şiirin gücünden öylesine endişelenmiş ki pembe elbiseli hekim, kokusundan başka hiçbir özelliği olmayan bu gülü burnuna yaklaştırır yaklaştırmaz korkudan yıkılıp ölmüş...

26 Ekim 2009 Pazartesi

Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm


YAZAR: Zülfü Livaneli

Alıntı:
...Çok hoş bir insandır annem. Arkadaşları gibi o da her olayı mutfak zamanlamasına göre anlatır: "Tam fasulyemi ayıklayıp, soğanımı soymayı bitirmiştim, tencereye koyacaktım ki sokaktan bir gürültü geldiğini duydum." O sırada, iki kişinin ölümüyle biten bir trafik kazasından söz etmektedir ama sizin bunu anlamanız biraz zaman alır. "Sabah kalktım. Geceden ıslattığım barbunyayı süzeyim de kara suyu çıksın diye mutfağa gidiyordum ki, tam o sırada askerler bizim sokağa daldı." Annemin arkadaşları da böyle konuşur. Eminim insanığlunun aya ilk olarak ayak bastığı saniyeyi bile, tencerede soğan öldürmeyle birleştirerek anlatır bunlar. Ve yaptıkları yemekten birinci tekil kişi mülkiyetiyle söz açarlar: Etim, fasulyem, barbunyam, soğanım, pırasam, kıymam, böreğim...
...Galiba aşk, utanç duyusunun ortadan kalkması demek. İki kişinin birbirine karşı hiçbir şeyden, hiçbir düzeysizlikten utanmaması demek... Filiz'le birbirimize öyle cümleler kullanıyorduk, öyle sözler söylüyorduk ki, bir üçüncü kişinin bunları duymasına dayanamazdık...

15 Ekim 2009 Perşembe

Lanark: Dört Kitaplık Bir Hayat


Lanark: A Life in Four Books
YAZAR: Alasdair Gray

Alıntı:
...Öteki Joy ona uzun bardakta berrak bir içki verdi, Lanark içerken hepsi dikkatle onu seyrediyordu. İlk yudumun tadı önce yumuşak ve paslıydı, sonra soğuk ve sütlü, sonra nane şekeri gibi hafif ve keskin sonra cin gibi acı, sonra çikolata gibi ağır ve ılık, sonra da limon gibi keskin ama giderek limonata gibi şekerli bir hal aldı. Lanark bir yudum daha içti, dilinin üstündeki tat akışı bu defa büsbütün farklıydı, içkinin üst kısmının siyah frenk üzümüne benzeyen tadı, ortalarda çocuklar için hazırlanmış öksürük şurubu tadına çalıyor, boğazdan gerçeken süzme et suyuna benzer bir hal alıyor, ardından ağızda belli belirsiz bir tütsülenmiş istiridye tadı bırakıyordu...

28 Eylül 2009 Pazartesi

Ağaçkakan


Still Life with Woodpecker
YAZAR: Tom Robbins

Alıntı:
...Aşkı kalıcı kılmayı kim biliyor?
1. Aşka semtin en güzel pastanesine çikolatalı pasta almaya gittiğinizi, eğer kalırsa, pastanın yarısını yiyebileceğini söyeyin. Aşk gitmeyip kalacaktır.
2. Aşka ondan bir yadigar istediğinizi söyleyip saçından bir lüle alın. Saçı ucuzcu bir mağazadan alınmış, üç tarafında yin/yang sembolleri olan bir tütsü aletinde yakın. Yüzünüzü güneybatıya dönün. Yanan saçın üzerine eğilip inandırıcı biçimde egzotik bir dilde hızlı hızlı konuşun. Yanmış saçın küllerini alıp yüzünüze bıyık çizmek için kullanın. Aşkı bulun. Ona yeni biri olduğunuzu söyleyin. Aşk gitmeyip kalacaktır.
3. Aşkı gece yarısı uyandırın. Ona dünyada yangın çıktığını söyleyin. Hızla yatak odasının penceresine koşun ve pencereden dışarı işeyin. Rahat bir edayla yatağa geri dönün, aşkı her şeyin yoluna gireceği konusunda temin edin. Uykuya dalın. Sabah uyandığınızda aşkı yanınızda bulacaksınız...

21 Eylül 2009 Pazartesi

Yitik Adanın Öyküsü


A jangada de pedra
YAZAR: Jose Saramago

Alıntı:
...Yarımada'nın Asor Adaları'na doğru saatte iki kilometrelik bir hızla ilerlediği haberi Portekiz hükümeti tarafından durumun ciddiyetinden, kolektif tehlikenin aniliğinden dolayı istifa etmek için bir bahane olarak kullanıldı, bu da insanı hükümetlerin ancak yeterliliklerini ve etkililiklerini gerçekten sınamaya tabi tutmaya gerek olmadığında yetkin ve etkili olduklarını inanmaya sevk ediyor...

13 Eylül 2009 Pazar

Ölmez Otu


YAZAR: Yaşar Kemal

Alıntı:
...Hırsızlık... Dünyada hırsız olmayan hiçbir mahlukat yok. Hırsızlık başkadır. Taşbaşoğlu Efendimiz bile azılı, azgın hırsızın birisi Bizim adımız hırsıza çıkmış. Sinekler, balıklar, solucanlar, kartallar, güzel gözlü cerenler, kurtlar, karıncalar, her şey, herkes hırsız şu dünyada bre akılsız Uzunca Ali. Herkes hırsız olduğundan dolayı hırsızlık kutsal bir iştir. Hırsızların biri de peygamberler peygamberi Halil İbrahimdir. Halil İbrahim hem bereketin piri, hem de hırsızların. Dinle beni, herkes cehennemde yanacak, hırsızlığı meslek edinmişler doğru cennete. Onun için durma hırsızlık et Ali. Şu şimdiki yapacağımız hırsızlık seni cennete götürecek kutsallıkta mübarek bir hırsızlıktır. Haydi, neredeyse gün ışıyacak. Sana çok söz söylerdim ama, gün ışıyacak...

7 Eylül 2009 Pazartesi

Göre

Gözlerimiz birbirine göre
Ellerimiz, dudaklarımız
Ve aşk bize göredir

Gece tam aşka göre
Rüzgar geceye göre
Ve yağmur rüzgara göredir

Öpüşlerimiz yağmura göre
Odamız öpüşlerimize göre
Ve dünya odamıza göredir

Ve biz dünyaya göreyiz

Ataol Behramoğlu

5 Eylül 2009 Cumartesi

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu


YAZAR: Peyami Safa

Alıntı:
...Mum ışığında yarı çıplak, ne kadar güzelleşiyor! Her kımıldanışında bazı bir çocuk, bazı bir genç kız, bazı da bir kadın beliriyor: Saçlarının gıdığından kurtulmak için başının yaptığı küçük sıçrayışlarıyla bir çocuk; gömleğinden kurtulan yarı çıplak omuzun yavaşça ve utangaç içeri kaçışıyla bir genç kız; ve arada bir, arzulu bir teneffüsle gerilen göğsünün ileriye çıkışı, kendini gösterişi ve kuvvetli kabarışıyla bir kadın...
...Kendimi, kitapların kahramanlarından daha mühim bulduğum için, okumaktan sıkılıyorum. Istırabımın verdiği bencillik mani oluyor...

Yer Demir Gök Bakır


YAZAR: Yaşar Kemal

Alıntı:
...Gün kuşuk olmuştu. Fırtına gene sabahki gibiydi ama, köylüler sokaklara dökülmüşler. Evden eve gidip gelmeler, anlatmalar. Dur durak bilmeden Memidiğe yeniden anlattırmalar. Bugün köyün en mutlu günü. Herkes bu hikayenin tadında. İliklerine kadar bu hikayeyi duyuyorlar. Köyün güzel konuşanları, bir, bir daha, bir daha anlatıyorlar. Ocak başında toplananlar, birken üç, üçken beş oluyorlar. Ocak başındaki topluluklar gittikçe çoğalıyor...

30 Ağustos 2009 Pazar

Ortadirek


YAZAR: Yaşar Kemal

Alıntı:
..."Elimdeki yeşilcecik ot, sana diyorum, kimseciklere demiyorum. Üstlerine alınmasınlar. Yeryüzünün süsü, toprağın canısın sen. Doğmaz, ölmezsin, güneşe bulaşır, dağ dağ, düz düz parlarsın. Dünyanın gözüsün. Yeşilcecik ot, benim elim, ayağım tutarken, şu koca yokuşu da çıkmışken ben yürür de giderim. Kimsecikler yerinmesin. Sevinsinler, sırtlarına binecek değilim. Yeşilcecik ot, dur şurada da şu yokuştan aşağı bak. Gözün kararır. Bu yokuşu çıkan, şu düz yolu yürüyemez mi? Ben yürüyorum, sen sağlıcağlan kal, yeşilcecik ot!"...

28 Ağustos 2009 Cuma

Malte Lauridis Brigge'nin Notları


Die Aufzeichnungen des Malte Lauridis Brigge
YAZAR: Rainer Maria Rilke

Alıntı:
...bir dram kaleme aldım, "Evlilik" adını taşır ve şüpheli yollardan yanlış bir şeyi kanıtlamaya çalışır ve mısralar yazdım. Ah, gençken yazılan mısraların değeri zaten nedir ki? Beklemeli ve bütün bir ömür, mümkünse uzun bir ömür boyunca anlam ve lezzet toplanmalıydı ve sonra, en sonunda belki iyi on mısra yazılabilirdi...

11 Ağustos 2009 Salı

İrlanda Güncesi


Irisches Tagebuch
YAZAR: Heinrich Böll
Alıntı:
...burada saat 9'da demek, tabelada açık seçik böyle yazsa da dolandırıcılıktan başka bir şey değil. Hiç kimsenin bu gecikmeye aldırdığı yoktu, hem de hiç. "Tanrı zamanı yarattığında," diyor İrlandalılar, "yeterince yaratmış."...
...Polis memuru törensel bir tavırla bir Doğu'ya bakar, bir Kuzey'e, sonra Batı'ya ve Güney'e;-havayı koklaya koklaya, tadını çıkara çıkara başını dört bir yana çevirmesindeki törensellikte yalnızca dört yön bulunmasından duyduğu üzüntü gizlidir; tadını çıkara çıkara, bir törendeymişçesine on altı yöne bakabilmek ne güzel olurdu kimbilir-;...

7 Ağustos 2009 Cuma

Dikbaşlılar


Jack Frusciante e Uscito Dal Gruppo
YAZAR: Enrico Brizzi
Alıntı:
...şu güdük şubat göz açıp kapayana dek uçup gitmeden, Alex sanki başkasının yaşantısını sürüyormuşçasına yaşamdan kopuk bir biçimde derin bir mutsuzluk duygusuna boğulurken, ben bunun pek bildik, toy bir duygu olduğunu biliyorum...